Kategori arşivi: Bilgi Diyarı Güncel Bilgiler Yazılar

Bilgi Diyarı Güncel Bilgiler Yazılar

BALDIRAN OTU

Baldıran Otu

Türkçe İsmi: Ağu otu, Yılan otu, Yabani kereviz
Arapça İsmi: Şevkeran
Latince İsmi: Laserpitium glaucum

Baldıran, maydanozgiller (Apiaceae) familyasından olan ve nemli yerlerde yetişen bazı zehirli bitkilerin ve bu bitkilerden elde edilen zehirin ortak adıdır. Ünlü filozof Socrates’in de bu zehri içerek idam edildiği rivayet edilir.
Bitki olarak baldıran, baldırgan ya da ağı otu; zehir olarak baldıran ise şeytantersi ya da yine baldırgan diye de bilinir.

Tıpta ağrı ve/veya spazm giderici olarak, örneğin siyatik ağrısı, tetanoz, sara (epilepsi), trigeminal nevralji ve kore hastalığı gibi rahatsızlıkların sağaltımında kullanılabilir.

Cins ve türler

“Baldıran” denildiğinde, üç farklı cins içinde yer alan bitki türlerinden herhangi biri ifade ediliyor olabilir. Bahsi geçen cins ve türler şunlardır:

  • Cins : Cicuta
  • Tür : Cicuta bulbifera
  • Tür : Cicuta douglasii
  • Tür : Cicuta maculata
  • Tür : Cicuta virosa
  • Cins : Conium
  • Tür : Conium chaerophylloides
  • Tür : Büyük baldıran (Conium maculatum).
  • Cins : Oenanthe

 

  • Tür : Oenanthe crocata – en zehirli Oenanthe türü
Baldıran diğer bir adı ile ağuotu olarak da bilinmektedir. Maydanozgiller familyasından olan bu bitki çeşidi genellikle gölgelik ve rutubetli yerlerde yetişmektedir. Ağuotu bitkisi 1 ile 2 metre boylarında kalın gövdeli zehirli bir bitki çeşididir. Saplarının alt kısmı eflatun ile kırmızı arası bir renktedir. Büyük yaprakları ve küçük çiçekleriyle gelişim gösteren bu bitki yol ve tarla kenarlarında sıklıkla görülmektedir. Haziran aylarında beyaz çiçekler açmaya başlayan baldıran otu kötü koku yaymaktadır. Ağuotu bitkisi şekil olarak maydanoza benzemektedir. Özellikle dişçilikte ve tıp alanında kullanımı yaygındır. Büyük baldıran ve küçük baldıran olmak üzere 2 çeşit ağuotu vardır. Baldıran otunun zehirli olması kullanım alanlarını büyük ölçüde kısıtlamaktadır. Ama uygun miktarda ve kontrollü kullanıldığı takdirde zararlı olan baldıran otu yararlı bir hale gelebilmektedir. 6 gram bu otun yaprağın tüketilmesi insanı öldürücü etki gösterdiği söylenmektedir.

Baldıran Otunun Faydaları

  • Ağu otu ağrı kesici ve spam giderici etki gösterir.
  • Tetanos ile epilepsi hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
  • Nefes darlığı, sarada ve boğmacada kullanılır.
  • Siyatik hastalıklarında gerektiğinde kullanılır.
  • Sinir yatıştırır. Nevraljide, beyin ve omurilik hastalıklarında kullanılır. Özellikle beyin kanamsı ve yarı felç durumlarında kullanılır.
  • Baldıran otu aynı zamanda, böbrek, kum taşı, iltihapta, ürede, dalak ve karaciğer büyümesi gibi hastalıklarda da kullanılır.

Bilgiler alıntı olup paylaşım amaçlıdır, kesinlikle sağlık tavsiyesi değildir. sağlığınızla ilgili durumlarda doktorunuza başvurmanız tavsiye olunur.

Salep (Orchis)

Salep

Salep (Türkçe: salep, sahlep; Farsça: ثعلب, saalab; Arapça: سحلب, saḥlab; Arnavutça: salep; Azerice: səhləb; İbranice: סַחְלֶבּּ, saḥleb; Yunanca: σαλέπι, salepi; Sırp, Makedon ve Boşnak dillerinde; салеп, salep), Orchidaceae (orkideler) ailesinin birçok türünün toprak altı yumrularından elde edilen toz ve bundan üretilen içecek. Ayrıca orkide türlerine Anadolu’da verilen genel ad. 

SALEBİN BİYOLOJİSİ

Salep bitkisinde çimlenmenin ilkbaharda, yaz mevsiminin ilk günlerinde, ağustos ayında, kışın ilk zamanlarında olduğu belirlenmiştir. Çimlenen tohumdan yumru ve yapraklar uzun yıllar sonra meydana gelir. Ortalama en kısa süre 2-4 yıldır. Yayılış gösterdiği alanlarda genellikle tohumla çoğalmakta olup vejetatif orkide kümelerine de rastlanmaktadır. Tohumları çok küçük olup toz gibi bir yapıya sahiptir. Endosperm bulunmayan tohumlarda embriyolar canlılıklarını çok çabuk kaybetmekte ve doğal ortamda sadece % 5’ten daha azı çimlenebilmektedir.
Çimlendikten sonra ergin bir bitkinin meydana gelebilmesi için 2-16 yıl gibi uzun bir süre beklemek gerekmektedir.
Bitkinin yumruları ise her yıl tek bir yavru yumru meydana getirmekte ve yeni yumru geliştikçe eski yumru gıda kaynağı olarak kullanıldığından buruşarak yok olmaktadır.
Bitki topluluklarının büyük çoğunluğu endo ve ekto mikoriza olmak üzere iki büyük mikoriza grubu tarafından enfekte edilmektedir. Ekto-mikoriza daha çok yüksek yapılı orman ağaçlarının kök yapılarında bulunmaktadır.
Bunlar bitkiye besin alımını arttırmanın yanı sıra, bitkinin, tuzlu ve kurak koşullara, ağır metal toksisitesi ve sıcaklık stresine karşı dayanıklılığını da artırmakta, büyümeyi teşvik edici hormonlar salgılamaktadır.
Tohumları çok küçüktür ve besin dokuları olmadığından, yaşayabilmek için bir toprak fungusu ile ortak yaşama girmek zorundadırlar. Dolayısıyla normal bir tohum ekimi ve bitki gelişimi olamamaktadır. Laboratuvar şartlarında fide gelişimi sağlansa da tohumdan gelişen bitkilerin sökülecek hale gelmesi çok uzun zaman almaktadır.

SALEBİN EKOLOJİSİ
Salep türlerinden elde edilen yumruların, toprağa şaşırtılmasında en uygun zamanın Eylül – Ekim
ayları olduğunu belirlenmiştir. Kum, orkide türlerinin dağılımı üzerine etkili bir çevresel değişken olarak belirlenmiştir. Çimlenme için fungal etkinin yanında en uygun sıcaklığın 20-25 °C olduğu tespit edilmiştir. Doğal flora da salep bitkisinin yetiştiği toprakların; genellikle kumlu killi tın, killi tın tekstürlü, kireç miktarının çoğunlukla düşük, genellikle hafif alkali reaksiyonlu, azot yönünden yoksul, bitkiye yarayışlı fosfor yönünden varsıl, değişebilir potasyumu ise yeter ve yüksek düzeyde içerdiği belirlenmiştir.
SALEBİN DOĞAL YAYILIŞI
Dünya üzerinde gerçek çöller dışında deniz seviyesinden başlayarak 5 000 m yükseltiye kadar orkide türlerine rastlanabilmektedir. Türkiye de salep türlerinin yetişme ortamları genel hatları ile ormanlık, makilik, çayırlık, zeytinlik ve tarım alanlarıdır. Ağırlıklı olarak koyu gölge olmayan, orman ve maki içi açıklıklarda yayılır, ışık ihtiyacı yüksek değildir. Gölgeyi seven bir bitkidir. Salep orkidelerinin en yaygın bulunduğu bölgeler; Kuzey Anadolu (Kastamonu, Sinop), Güney Anadolu (Muğla, Antalya, Silifke), Güneydoğu Anadolu, (Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay) ve Doğu Anadolu (Elazığ, Van, Muş, Bitlis, )’dur.
YAPILAN BİR KISIM BİLİMSEL ÇALIŞMALAR
Tabii florada yetişen salep bitkisinin kültüre alınarak vejetatif ve generatif olarak üretimi konusunda bazı araştırma ve sonuçları mevcuttur. Salep türlerinin çoğaltılması çalışmaları ağırlıklı olarak üç başlıkta yapılmaktadır.
Bunlar;
1) Tohumun mantar yardımıyla çimlendirilmesi,
2) Bitki parçalarından çoğaltılması
3) Doku kültürü yoluyla çoğaltılmasıdır.
Salep türlerinin tohumları ile mantar tür veya topluluklarının ilişkileri birçok çalışmaya konu olmuştur. Çimlenen tohumdan yumru ve yapraklar uzun yıllar sonra meydana gelir. Ortalama en kısa süre 2-4 yıldır. Bazı türlerde 16 yılı bulmaktadır. Bununla birlikte son yıllarda ülkemizde de bu yönde çalışmalar yapılmaktadır. Salep türlerine ait tohumların çimlenmesine katkısı olan mantarlar üzerine yapılan araştırmalarda; tohumlarının çimlenmesi üzerinde bazı mantarların etkili olduğu tespit edilmiştir. Ülkemizde de Rhizoctonia repens mantarı ile Orchis laxiflora, O. palustris ve Dactylorhiza urvilleana türleri arasında, Rhizoctonia anaticula mantarı ile Dactylorhiza osmanica ve D. iberica türleri arasında, Rhizoctonia solani mantarı ile Dactylorhiza osmanica ve Orhcis tridentata türleri arasında, salep-mikoriza ilişkisi bulunduğu tespit edilmiştir.
Orkidelerin kültürüne dönük yapılan birçok bilimsel çalışma göstermiştir ki; orkidelerin çok küçük olan ve endospermi olmayan tohumlarının çimlenmesi için gerekli en uygun nem, sıcaklık, ışık, oksijen ve toprak şartları olsa dahi, mikorizal mantarlarla enfekte olmadan, çimlenme gerçekleşmemektedir.
Doku kültürü koşullarında salep üretimi (bitki ve yumru) için kullanılacak gıda ortamlarının, hormon konsantrasyonlarının ve çevre faktörlerinin her tür için değişebileceği ve bu nedenle her tür için ayrı ayrı çalışma yapılması gerektiği tespit edilmiştir. Yapılan bilimsel çalışma sonuçlarına göre; bir türün çimlenme oranının, besin ortamının değişmesine bağlı olarak farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Crawley adlı bilim adamı, sekiz yıl süreyle yaptığı çalışmalarda, çeşitli varyasyonların olduğu, gübrelenen ve gübrelenmeyen alanların olduğu orkide bölgelerini karşılaştırmıştır. Sonuçta gübrelemenin, orkide sayılarını artırmada önemli bir etmen olduğunu saptamıştır.
In vitro (labrotuvar ortamında) yetiştirmede fungus ve orkide tohumlarının bir arada bulunması çimlenmeyi olumlu etkilemektedir. Bir alternatif olarak fungusun içerdiği besin maddelerinin yapay olarak konulması ile de hızlı bir çimlenme sağlanabilmektedir.
Salep orkidelerini kültüre alma amacı ile birçok çalışma yürütülmüştür. Yapılan farklı çalışmalarda İn-vitro koşullarda, farklı türlerde, olumlu sonuç alınmasına rağmen, büyük miktarda ticari üretimin gerçekleştirilebileceği bir metot geliştirilememiştir. In-vitro yöntemler dışında in vivo(yaşayan doğal ortamında) koşullarda da salep üretim olanakları araştırılmıştır. Yapılan denemeler; salep için sökülen orkidelerin yumruları alındıktan sonra toprak üstü gövdelerinin tekrar dikilmeleri durumunda, çoğu kez bitkinin hayatta kalabileceğini, hatta tohum üretebileceğini göstermiştir.
Salep orkidelerinin doğal ortamlarında bollaştırılması düşüncesi ile yapılan çalışmalarda en ümit var tür olarak Orchis sancta görülmüş ve gözlemlerde bu türe ağırlık verilmiştir.
Ülkemizde en ümit var çalışma, Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından yürütülmekte olup, son aşamasına gelinmiştir. Salep orkidelerini, yumrularından tarla koşullarında üretmeyi amaçlayan çalışmada önemli bulgulara ulaşıldığı, uygulamanın başarılı olduğu belirtilmektedir. Doğada yapılan incelemelerde bazı bitkilerin tek tek bulunurken bazılarının 5-10, hatta 40-50’lik gruplar halinde bulundukları gözlenmiştir. Bu bitkiler daha yakından incelendiklerinde bazılarının 1 yerine 2 adet yeni yumru meydana getirdiği görülmüştür. Bu bitkiler besin maddeleri ve organik maddece zengin fide toprağı olarak nitelendirilen ortamlara dikildiklerinde 2-3, hatta bazılarında 5-6 yeni yumru meydana getirdikleri tespit edilmiştir.
Yumru verme yetenekleri bakımından en öne çıkan türler Serapias vomeracea (Burm.fill.) Brig., Orchis sancta L. ve Ophrys bombylifera Willd. olmuştur. Bunlardan ilk ikisi hem kültür şartlarına uyumu, hem de yaygın olarak bulunmaları bakımından ön plana çıkmışlardır. Orchis morio L., Orchis italica Poiret. ve Orchis anatolica Boiss. ise üzerinde çalışılabilecek, ümit var diğer türlerdir.
SALEBİ TEHDİT EDEN UNSURLAR
Türkiye’de salep türlerini tehdit eden etmenler hususunda çalışmalar mevcuttur. Salep türlerinin doğada bulunan düşmanlarının başlıcaları; tavşan, domuz, keçi ve koyundur. Fakat belirtilen hayvanların ne kadar salep tükettikleri konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Aynı zamanda salep türlerinin diğer bitkilerle girdikleri hayat mücadelesi sonunda yayılışları daralmaktadır. Birçok salep türü koyu gölge altında gelişemediğinden, orman ve maki içi boşlukların azalması saleplerin yayılışını tehdit etmektedir. Orchidaceae familyasını dünya ölçeğinde tehdit eden etkenler başlıca iki ana guruba ayrılmıştır:
1) Yetişme Ortamlarının Bozulmasına Bağlı Etkenler;
a) Ağaç kesim ve nakliyatı,
b) Tarım ve ağaçlandırma,
c) Yetişme ortamının parçalanması,
d) Kentlerin gelişmesi
e) Madencilik faaliyetleri
2) Toplanmasına Bağlı Etkenler;
a) Süs bitkisi olarak ticareti,
b) Bilinçsiz toplayıcılar ve
c) ilaç, drog vb. yerlerde kullanımını son yıllarda artması
Ülkemizde salep türlerinin korunması kapsamında devletçe oluşturulan hukuksal tedbirler, 1974 yılında salep türlerinin ihracının yasaklanması ile başlamıştır. CITES yani “Nesli Tehlikede Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme” 27 Eylül 1994 tarih ve 4041 sayılı Kanun ile onaylanmış ve 20 Haziran 1996 tarih ve 22672 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
FAYDALANMA VE EKONOMİK DEĞERİ
Salep ürünü veren orkide türlerinin toplanması ve ticaretine dönük tedbirler kapsamında yapılan hukuki düzenlemeler neticesinde ihracı yasak bir ürün olmuştur. Ancak doğadan toplanmasına dönük yasak algısı sadece ormanlık alanlar için oluşmuştur. Orman rejimi dışındaki alanlardan toplanmasına dönük herhangi bir hukuki hüküm ve yaptırım bulunmamaktadır. Salep için 1 kg kuru yumru elde etmek için doğadan sökülmesi gereken yumru (bitki) sayısının 1000-4350 adet arasında değiştiği belirlenmiştir. İç tüketime konu edilen salep miktarının 20 ila 45 ton civarında olduğu, bunun içinde 40 ile 180 milyon adet bitkinin toplandığı tahmin edilmektedir.
Salep ’in ekonomisine dair yapılan araştırmalar, salep ticaretinin yoğunlukla yapıldığı yerlerdeki gözlem ve mülakatlara dayalıdır. Resmi istatistiki veri toplanamamaktadır. Salebin ilk toplayıcıları, topladıkları 1 kg yaş ürünü 10-15 TL den tüccara satmaktadırlar. Kuru salebin pazardaki kg fiyatı 200 TL ye kadar çıkmaktadır.
Salep ağırlıkla dondurma, yoğurt, içecek karışımlarında kullanılmaktadır. Tıbbi-aromatik ve kozmetik alanında kullanımı da mevcuttur.Gıda ve eczacılık alanında kullanımı da ürünün
önemini artıran diğer kullanım alanlarıdır. Üretimin ağırlıklı olarak yapıldığı yerler; 
Ege Bölgesi (%50), 
Akdeniz Bölgesi (% 15), 
Karadeniz Bölgesi (%15), 
İç Anadolu Bölgesi (%10),
Doğu Anadolu Bölgesi (%5), 
Güneydoğu Anadolu Bölgesi (%5) dır.
Kaynak:OGM Saleb Eylem Planı