Aylık arşivler: Temmuz 2012

Kolestrol tipleri, HDL LDL

Bu yazımda iyi kolestrol HDL ve kötü kolestrol olarak bilinen LDL  kolestrol tiperini tanımlayacağım
Kolesterol ve trigliserid gibi yağlar kan dolaşımında serbest olarak dolaşmazlar. Bunlar proteinlere bağlı olarak kan içinde taşınırlar.Bu birleşik yapıya lipoprotein adı verilir. Bu lipoproteinler şilomikronlar, çok düşük yoğunluklu lipoproteinler (very low-density lipoproteins =VLDL), düşük yoğunluklu lipoproteinler ( low-density lipoproteins =LDL) ve yüksek yoğunluklu lipoproteinler (high-density lipoproteins= HDL) olarak sınıflandırılırlar.
Şilomikronlar:En büyük lipoproteinlerdir. Diyetle alınan yağları barsaklardan alarak enerji üretimi için kas dokusuna, depolamak için yağ dokusuna ve süt üretimi için göğüs dokusuna taşırlar.
Çok düşük yoğunluklu lipoproteinler (very low-density lipoproteins =VLDL): İçeride yapılan yağları karaciğerden alarak kas ve yağ dokusuna taşırlar. Çabucak yıkılıp düşük yoğunluklu lipoproteine (LDL) dönüşürler.
Düşük yoğunluklu lipoproteinler ( low- density lipoproteins =LDL): Kan kolesterolünün yaklaşık olarak % 70 ini taşımaktadırlar. Kan damarları duvarlarına girebilmek için yeterince küçüktürler ve damarlara zarar verirler. Kötü kolesterol olarak da adlandırılır.
Yüksek yoğunluklu lipoproteinler (high-density lipoproteins= HDL): Vücudun kullanamadığı yağı karaciğerden safraya boşaltmak veya tekrar VLDL yapmak üzere taşır. Kolesterolün bir cins ters naklini yaptığı için iyi kolesterol olarak adlandırılır.
Kandaki kolesterol düzeylerini toplam kolesterol düzeyini ölçerek değil de lipoprotein tiplerini ölçerek değerlendirmek kalp hastalıkları riskini ortaya koymak açısından daha değerlidir. Kan kolesterolünün ortalama % 70 ini oluşturan düşük yoğunluklu lipoproteinler (LDL) ne kadar artarsa koroner kalp hastalığı riski o kadar artmakta, % 25 ini oluşturan HDL nin artması ise bu riski azaltmaktadır.

Kolestrol hakkında bilmeniz gereken gerçekler

Kolestrol , birçok kişiye korkunç gelen bir kelime bunun ötesinde bir hastalık peki kolestrol nedir?
Kolesterol bir steroid olarak sınıflandırılır, bir organik kimyasal maddedir.
Kolesterol aynı zamanda D vitamini üretimi, steroid hormonlarının (testosteron ve östrojen) ve safra asitleri için önemli bir bileşenidir.
Kolesterol yaşam için gerekli bir bileşeni olmakla birlikte, günümüzde medya tarafından şeytan olarak gösterilmektedir.
Yaygın genel kanaatin aksine kolesterol tamamen zararlı birşey değildir. Şaşırdınız mı? Aslında vücudunuzda karaciğeriniz tarafından birçok hücre ve hücre içi yapının bileşiminde yer alan, sindiriminize yardımcı olan, hormonların yapısında ve diğer vücut fonksiyonlarında önemli rol oynayan kolesterol üretilmektedir. Kolesterol olmazsa sinir sisteminiz fonksiyonunu yapamaz, sindiriminiz bozulur, hatta cinsel isteksizlik başlar

Sağlıklı yaşamamız için gerekli kolesterolün neredeyse tamamı vücudumuz tarafından üretilir. Bunun dışında dışardan aldığımız birçok besin de kolesterol içermektedir. Kan kolesterol düzeyleri yükseldiğinde başta kalp hastalıkları olmak üzere birçok sağlık problemi ile karşı karşıya kalırız.

Kolesterol bazı kuruyemişler ve yemeklik yağlarda olduğu gibi süt ürünleri ve et gibi hayvansal kökenli yiyeceklerde de bulunur.Doymuş yağ içeren bütün yiyecekler aynı zamanda kolesterolü de içerirler. Ne kadar çok hayvansal gıda ve kızartılmış gıda alırsak o kadar fazla kolesterol alırız. Şunu da unutmamalıyız ki yüksek kolesterolün sorumlusu sadece gıdalar değildir. Yaşam tarzı, şişmanlık, sigara kullanımı, ailemizin tıbbi geçmişi, yaşımız, yüksek tansiyon, diabet, bazı böbrek ve tiroid hastalıkları gibi bazı faktörler yüksek kolesterol için büyük riske sokabilirler.

 Kolesterolün zararları Nelerdir?

Kandaki yüksek kolesterol seviyeleri kan damarlarının duvarlarına zarar verir. Damar çeperinde birikerek plaklar oluştururlar. Bu da kalp, beyin ve diğer organlara oksijen taşıyan kanın geçişini kısıtlar. Beyne ve kalbe giden damarlari sertlestirirler ( arteriosklerosis) biriken kolestrol damarları daraltır, kalbe giden kan akışının azalmasına, hatta kesilmesine sebeb olur, kalp ihtiyacı olandan az oksijen alır; kalp kasları zayıflar ve göğüs ağrılarına (anjina) sebep olur. Eğer daralmış damarda kan pıhtısı oluşumu ise kalp krizi(miyokard enfarktüsü) oluşur. Eğer pıhtı beyne giden damarları tıkarsa, felç oluşur.

Kolesterol düzeyleri 20’li yaşlardan itibaren orta yaşlara kadar her 5 yılda bir ölçülmelidir. Genellikle üst sınır olarak 200, alt sınır olarak 160 normal kabul edilir.
Eğer kolesterol düzeyiniz 240 ve daha yukarı seviyelerde ise ve diğer risk faktörlerine sahipseniz (örneğin sigara içiyorsanız veya geçmişinizde bir kalp hastalığı hikayeniz varsa) endişelenmeye başlamalısınız. Ancak bu endişenin paniğe dönüşmesine gerek yoktur. Çünkü ılımlı egzersizler ve diyetinizde yapacağınız kısıtlamalarla kısa bir süre içinde kolesterol düzeylerinizde % 15 lik bir gerileme olabilir. Doktorunuzun düzenleyeceği tedaviler ile bu oran dahada artabilir.

Kolesterolunüzdeki her %1 lik düşüş kalp krizi riskinizi % 2 azaltacaktır.
Kolesterol yüksekliği sadece orta yaşlarda ve boğazına düşkünlerde görülmez. Fakir ve yağ oranı yüksek besinleri alan genç ve çocuklarda da belirtileri hemen görülmese bile damarlarda kolesterol birikimi başlayabilir.