Aylık arşivler: Ocak 2012

Eskiden Günümüze tarım


Hz Adem (a.s)Başlayan tarım 

Eski Tarım Aletleri

TIRPAN
Dünyada gelişen yeni teknoloji, birçok araç ve gereci günümüzde atıl durumda bırakırken, asırlık tarım araçlarımızdan tırpan ise hala teknolojiye meydan okuyor.

Dünyanın en eski tarım araçlarından biri olan tırpan gelişen teknoloji karşısında hala güncelliğini koruyor. Teknolojinin gelişmesi ve modern ziraat araçlarının imal edilmesiyle artık eskisi kadar kullanılmayan tırpanlar, hala engebeli arazilerde kullanılmaya devam ediyor.

Orak

Ekin biçmekte kullanılan, yarım çember biçiminde yassı, ensiz ve keskin metal bir bıçakla, buna bağlı bir saptan oluşan ekin biçme aracı.Orijinal yazılışı ‘orgak’ (eski türkçede).
‘ormak’ fiilinden türemiştir ki ormak ağaç budamak, ot biçmek anlamlarına gelir.
Bilhassa engebeli alanlarda,tırpanın giremediği alanlarda kullanılır.

Karasaban
Karasaban ancak at, öküz, eşek veya katır gibi hayvanlarla çekilir.
Yüzlerce yıldır sürdürülen klasik tarım yöntemlerinin vazgeçilmez aracı olmuştur. Tüm gövdesi ahşaptan yapılmış olup, toprağı süren ağaç gövdenin ucuna saban demiri takılır. Saban ucundaki demir şekil olarak bahçeleri kazdığımız belin ucundaki demire benzemektedir.

Kara sabanı kullanmak özel beceri ister. Belli bir derinlikte sürmek bir hayli zahmetlidir. Uzun ömürlü olmayıp, kurak toprağı sürerken kırıldığı dahi olur. Kara sabanla sürülen tarla çabuk bitmez, adeta kara sabanla tarlada yapılan iş ilerlemez..

EKİN ARABASI ve BOYUNDURUK
Tarımın en yoğun yapıldığı yıllarda tarlalarda biçilmiş ve deste yapılmış buğday hasatı resimde görülen bu arabalara yüklenerek harman yerine getirilirdi.

Yine resimde görüldüğü gibi arabaya dayalı duran ve boyunduruk denilen koşum aletine, bir çift öküz veya manda koşulur. Ekin desteleri yüklenip sıkıca bağlandıktan sonra, yüklü ekin arabası, boyunduruğa koşulmuş hayvanlarla yol boyu çekilerek harman yerine getirilirdi.

KIZAK
Kullanıldığı alanlar ; Tarım yapılan birçok arazi yamaç ve düzgün bir yolu olmayan yerdedir. Hayvanlara koşulmuş araba ile birçok tarlaya gidip gelmesi mümkün değildir.

Bu nedenle ekim zamanı tarlaya tohum vs. getirmek için veya tarladan kaldırılan hasatı getirmek için kızaklar kullanılırdı.

HARMAN DÖVENİ
Makineli potosa geçişten önce, harman almak (buğdayı başağından çıkartmak ve saman yapmak) için kullanılan dövenler.

Genellikle çam ağacından imal edilir. Resimde görüldüğü gibi altında kanalcıklar açılarak, içine çakılmış kesici çakmak taşları vardır. Her yeni hasat zamanı pazardan alınarak, döven altındaki eksik olan kesici çakmak taşları tamamlanır veya yenilenirdi.

Önü yukarı doğru eğimli ve koşum hayvanlarının çekmesi için zincir bağlantı yeri görülmektedir.

İlk Tarım ve sonraki dönemlerde tarım nasıl gelişti 

Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu Kendi nuruna yöneltip iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir.” (Nur Suresi, 35)
Rivayet :Hz Adem vaktin geldiğini hissettiğinde oğlu Şit’i Allah’tan tüm insanları affetmesini dilemek için cennete gönderir. Cennete gelen Şit’e cennetin bekçiliğini yapan melek Bilgi Ağacından 3 tane tohum vererek bunları babası Hz. Âdem öldüğünde ağzına koymasını ve ağzından çıkarmadan defnetmesini tembihler. Şit babası ölünce meleğin dediğini yapar. Cennetten kendisine verilmiş olan bu üç meyveyi Hz Âdem’in ağzına yerleştirerek defneder. Hz Adem Tabor dağına gömüldükten kısa bir süre sonra mezarda üç ağaç boy verir. Bunlardan biri Selvi, Biri Sedir diğeri ise Zeytin Ağacıdır. İlk yeşeren ise Zeytin Ağacıdır
Nuh tufanından sonra gemiye dönen Kuğu yaşam belirtisi olarak ağzında zeytin dalı taşımaktadır. Üç kutsal din açısından da büyük değer taşıyan Zeytindağın da Hz. İsa’nın gökyüzüne yükseldiği zamandan günümüze kadar varlığını sürdüren zeytin ağaçları bulunmaktadır. Museviler Mesihin Zeytin dağına ineceğine ve buradan Kudüs’e geçeceğine inanırlar.
İslamiyet’e göre ise Sırat köprüsü Haram al-Sharif ile Zeytindağı arasında kurulacaktır. Hıristiyanlığa göre ise Hz İsa’ya peygamberlik Zeytin dağında verilmiş olup ruhu göğe buradan yükselmiştir.
Zeytinyağı Eski Mısır’da arınmak amacıyla kullanılmıştır. Firavunların mezarlarına küplerle zeytinyağı koymuşlardır.
Yahudilerin anlaşma sandığı zeytinyağı ile kutsanırken Romalılar kutsal ekmeğin saklandığı mihrabın aydınlatılmasında zeytinyağı kullanımını şart koşmuşlardır. Bilgeliğin, gücün ve yetkinin göstergesi olarak yıllarca kralların başına sürülmüş –ki bu gelenek Avrupa krallarının taç giyme törenlerinde günümüzde de sürdürülmektedir.

Hz. Adem kabil’i tarım işleriyle görevlendirmiş,Habil’i ise koyun ve sığırların  bakımıyla görevlendirmişti. Akşam olduğunda Kabil eve meyvelerle habil ise sütlerle dönerdi.Bunlardan anlayacağımız gibi tarım yapmayı Rabbim Hz Adem e öğretmiştir.Tabiattaki bu kadar türünde günümüze kadar gelmesi Rabbimin mucizesidir.Aşılı meyveler bile günümüze kadar geldiğini düşünürsek Rabbimin herşeyi ayakta tutan esmasını görmekteyiz.
Cenab-ı  Allah, Adem  aleyhisselamı  yer yüzüne indirdikten sonra ona sanatı,ziraatçılığı,  hayvancılığı   ve  tarımla  uğraşmayı  öğretti.  Bunları   çocuklarına  da  öğretmesini  ve   bu  işlerle    iştigal  edip  çalışıp  rızıklarını  kazanmalarını  emretti.Adem  aleyhisselam  bunları  çocuklarına  da öğretti  ve  birlikte  toprağı  ekerek, ağaçların  meyvesinden ve kerestesinden    istifade  ederek,  hayvancılık  yaparak   zanaat ve sanatla  uğraşarak  rızıklarını  temin ettiler  ve  hayatlarını  idame  ettiler. Tarlayı sürmeyi,  çiftçilik yapmayı, demiri dövüp  ondan aletler yapmayı,  taşı yontup  onlardan  araç,gereçler  yapmayı,  yünden ip yapmayı ve dikiş dikmeyi, kumaş  dokumayı  ekmek  yapmayı ve  pişirmeyi, okumayı ve yazmayı babaları  Adem aleyhisselamdan öğrenen çocukları  babalarıyla  birlikte huzurlu ve mutlu  bir hayat sürmeye başladılar. Yüce Allah bunu Kur’anda şöyle bildirir:  
“Allah, Adem’i  Cennetten  indirdiğinde  ona  her  şeyin  sanatını  öğretti.Ayrıca   ona  cennet  meyvelerinden   meyve  de   ihsan etti.   işte  bu  meyveler  sizindir. Bunlar cennet   meyveleridir. Ancak   cennet  meyveleri  bozulmaz  ama  sizin  meyveleriniz  bozulur. dedi.”  
   İşte;   bu âlemdeki  tüm  insanlar,  bu  çekirdek  aileden  çoğaldı  ve  yer  yüzüne  dağıldı  yeni , yeni   kabileler, kavimler  ve  milletler  oluştu  ilim ve sanatı öğrendi,tarım ve ziraatçiliği öğrendi  kendine  yeni , yeni hayat mekanları kurdu,  yeni  yeni medeniyetler kurdu  ve  insanlık  tarihi   bu  minval  üzere  devam  etti .   Bazı   müsteşriklerin  iddia  ettiği gibi  insanlar    maymundan  evrimleşerek  çoğalmadı ve iddia  edildiği gibi ilk insanlar cahil ve barbar da değildi. Günümüzde olduğu gibi geçmişte de  insanların medenî olanı da  vardı,  barbar ve bozguncu olanı da vardı, ilim sahibi olanı da vardı cahil olanı da.  Şehirde yaşayanı da  vardı köyde yaşayanı da, kültürlüsü de  vardı kültürsüzü de. Okuma yazma bilmeseydiler Allah Hz.Âdem aleyhisselama on sahifelik kitap gönderirmiydi?.. Hz.Adem aleyhisselama indirilen on sahifelik ilahi  kitabın  birkaç nüsha olarak kerpiç levhalar üzerine yazıldığı rivayet edilmektedir ki, bu, yazı sanatının  ve ilim tahsilinin Hz.Adem zamanında  da  var olduğunu göstermektedir.