Aylık arşivler: Haziran 2011

Arif Nihat Asya (1904 – 1975)



Arif Nihat Asya (1904 – 1975)






Türk Edebiyat Tarihi’ne “Bayrak Şairi” olarak adını yazdıran Arif Nihat Asya, 7 Şubat 1904 yılında Çatalca’nın İnceğiz Köyü’nde dünyaya geldi. Babası Tokatlı Zîver Efendi, annesi Tırnovalı Fatma Hanımdır. Nihat Asya bir aylıkken babasının ölümü üzerine, akrabalarının himayesinde büyümek zorunda kaldı. İlköğrenimine köyünde başladı fakat daha sonra İstanbul’a geldi. Önce Haseki Mahalle Mektebi’ne daha sonra Gülşen’i Maarif Rüştiyesi’ne devam etti. Yatılı olarak girdiği Bolu Sultanisi kapatılınca, Kastamonu Sultanisi’ne aktarıldı. Liseyi bitirdikten sonra, İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu’nun Edebiyat Bölümü’nden mezun oldu.

Milli Mücadele Dönemi’nde Ankara’da bulundu. Bu dönem onun şiire başladığı, Türklük ve vatan aşkı ile şiirler kaleme aldığı tarihlerdir. 1928 yılında Darülmuallimin’i Aliye’den edebiyat öğretmeni olarak mezun oldu ve Adana kolej ve öğretmen okullarında edebiyat öğretmenliği ve yöneticilik yaptı. 1948 yılında Edirne’ye tayin edildi. 1950-54 döneminde Adana Milletvekilliği, 1954 yılında Eskişehir milletvekilliği yaptı. 1962 yılında ise Ankara Gazi Lisesi’nden emekli oldu. 5 Ocak 1975 tarihinde Ankara’da vefat etti.
Edebiyatımızda “Bayrak” şairi olarak tanınan Asya, Bayrak şiirini Adana’nın kurtuluş günü olan bir “5 Ocak”ın heyecanı ile yazdı. Bir çok dergi ve gazetelerde yazılar yazdı. Şiirlerinde hece, arûz ve serbest vezinleri kullanan Arif Nihat, nazmın her tür ve şekliyle eserler vermiştir. Fikrin ağır bastığı şiirlerinde milliyetçilik konusu büyük bir yer tutar. Çok renkli ve değişik biçimli şiirler yazmış olan Asya, son şiirlerinde biraz da mistisizme yönelmiştir. Şiirinde daima bir yenileşme çabası içinde olan şair, etkilerden uzak kalarak kendine özgü bol renkli şiir dünyasını oluşturmuştur.
Güzel ve zarif benzetmelerin yanı sıra, keskin zekâsının, şakacı mizâcının mahsûlü olan nükteleri, hicivleri, kelime oyunları üslûbunu tamamlayan önemli unsurlardır. Tarihimizin şanlı sayfalarını şiirleştiren şair, Rubai türünün yeni Türk edebiyatında önemli şahsiyetlerinden kabul edilir. Bayrak ve vatan, onun mısralarında en usta anlatıcısını bulmuştur.
Şiir Kitapları: Heykeltraş (1924), Yastığımın Rüyası (1930), Ayetler (1936), Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor (1946), Rubaiyyat-ı Arif (1956), Enikli Kapı (1964), Kubbe-i Hadrâ (1956), Kökler ve Dallar (1964), Emzikler (1964), Dualar ve Aminler (1967), Aynalarda Kalan (1969), Kanatlar ve Gagalar (1946), Kıbrıs Rubaileri (1964), Avrupa’dan Rubailer (1971), Kova Burcu (1967).


Arif Nihat Asya (Yoğuz)
Arif Nihat Asya (Yollar)
Arif Nihat Asya (Vatan)
Arif Nihat Asya (Van Gölü)
Arif Nihat Asya (Tepeler)
Arif Nihat Asya (Tanrıya Sesleniş)
Arif Nihat Asya (Tanınmak)
Arif Nihat Asya (Şeker)
Arif Nihat Asya (Sigara Çeşitleri)
Arif Nihat Asya (Seni)
Arif Nihat Asya (Sen)
Arif Nihat Asya (San’at)
Arif Nihat Asya (Öpmek)
Arif Nihat Asya (NAAT)

Arif Nihat Asya (Masallarla)
Arif Nihat Asya (Marş)
Arif Nihat Asya (Kubbeler)
Arif Nihat Asya (Kubbe-i Hadra)
Arif Nihat Asya (Katil)
Arif Nihat Asya (Kanadlar)
Arif Nihat Asya (Kalk Yiğitim!)
Arif Nihat Asya (İnanmak)
Arif Nihat Asya (Hisse)
Arif Nihat Asya (Güzellik)
Arif Nihat Asya (Gerici)
Arif Nihat Asya (Fırat)
Arif Nihat Asya (Fetih Marşı)
Arif Nihat Asya (Dua)
Arif Nihat Asya (Dağlara)
Arif Nihat Asya (Dağlar)
Arif Nihat Asya (D-3)
Arif Nihat Asya (Çocuk ve Ağaç)
Arif Nihat Asya (Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor)

Arif Nihat Asya (Başörtüsü)
Arif Nihat Asya (Balıklıgöl)
Arif Nihat Asya (Ayak İzleri)
Arif Nihat Asya (Arif Nihat Asya)
Arif Nihat Asya (Anne)
Arif Nihat Asya (Alparslan)
Arif Nihat Asya (Ağrı)
Arif Nihat Asya (Ağıt)
Arif Nihat Asya (Ağaç Ki, Eğile Eğile İbadet Olmuş)

Arif Nihat Asya (Yollar)

Yollar

Varsın biraz da yollar çeksin benim cefamı
Artık verin çocuklar, artık verin asamı!.
Bir başka kainata, bir başka yurda yol var;
Siz örtünün garipler siz örtünün abamı!
Yorgun düşüp uzandım altında asumanın;
Gölgende buldum ey dal bir anne ihtimamı.
Şahane manzaraydı dünya sınırlarında
Bir kubbenin rüku’u, bir zirvenin kıyamı.

Yükseklerinde ömrün dağlar, sular kovuklar:
Yükseklerin diliyle tekrar edin nidamı!
Dağlar lisana geldi, gökler lisana geldi;
Şerh oldu Mesnevi’den yıldız
Şerh oldu Mesnevi’den yıldızların kelamı.
Şeffaf mavinizden abdest alıp el açtım
Artık yakındayım, ey gökler, duyun duamı!